2 Mart 2013 Cumartesi

MER mi? HABA mı?



           
       
                                                                O da nesi?

          
                 İslâh ve iflâh olmayacağım  bir davranış biçimim. Bir topluluğa girdiğim zaman selâm vermek, bir araçtan inerken iyi günler dilemek, bir alış - veriş bitiminde hayırlı işler dilemek. Karşılık bulur mu? Çoğu kez havada bulut... misali semaya karışır gider.


                 Sağlam teknolojik ürünleri  ve araçları ile takdir ettiğimiz Japon kardeşlerimiz, bu konuyu da sağlama almışlar ki, selâmlaşmalarını bir tören haline getirmişler. Yarı beline kadar eğilen bir Japon'un selâmını görmemek ve de alıp kabul etmemek herhalde pek mümkün olmadığı için, karşısındaki kişi de bir o kadar eğilip bu medeni davranışa gereken yanıtı vermek zorunda .  Oysa bizler, yarı tebessümle karışık  mırıl mırıl bir merhabayı duyurmakta güçlük çekiyoruz. (Bu en iyimser tahmin) 


                 Eskiden çok kızıp, üzüldüğüm bu durum, artık eğlenceli bir gözleme dönüştü benim için. Girdiğim topluluğa yolladığım MERHABA'ma gelen tepkiler:

                 A) Aynı sıcaklık ve güler yüzle bir MERHABA.
          
                 B) Meşgulse kişi, başını yukarı aşağı sallayarak ALDIM- KABUL ETTİM.

                C) Benden pek haz etmiyor ise NAMAZDA SELÂM POZİSYONU (Başın sağa veya sola çevrilmesi) 

                 D) Beni yok sayıyorsa BOŞ BOŞ GÖZLERİMİN İÇİNE BAKIŞ 

                 E) Selâmlaşmanın gereksizliğine inanıyorsa... Bakışları tepemden aşıp, arkamdaki duvarda asılı resmin eğriliğini tesbit etme çabasında olma durumu. MER mi? HABA mı? o da ne? ler. 
                                                                            
                Alış- verişde çok şükür bu kadar çeşitleme olmuyor. Hele hele sinek avlayan bir mağazadan eli dolu çıkıyorsanız, ayağınızın altına bir halı sermedikleri kalıyor. Bir de 3ü 5 e satmışlarsa yüzlerindeki gülümsemeye tahin- pekmez karışımı gibi, bazen vicdan azabı, bazen kuntiz bakışlar eklenerek coşku tuhaf bir hâl alıyor.  
              

                Beni en çok inciten, blog, blog  yazılar yazdığım, sevdalısı olduğum minibüslerin saygıdeğer kaptanlarına duyuramadığım ya da duymazdan geldikleri  İYİ GÜN-  İYİ AKŞAM  dileklerim.

                 Artık beyinlerini okuyabiliyorum :

                 a) Sana mı kaldı benim iyi günüm, akşamım.

                 b) Konuşacağına biran önce in be hanım, daha önümdeki minibüsle yarışacağım. . .


                 Sayelerinde, kazaya- belâya karşı ne çok dua öğrendim. Bu iyiliklerini unutmayacağım.
                 ............


                 Eveeet, özetle BEN BİR SELÂMLAŞMA ARSIZIYIM. İsteyen alsın, istemeyen almasın.


                 Hepinizi saygıyla, sevgiyle selâmlarım.




                 Sağlık ve huzur dileklerimle.