21 Mart 2012 Çarşamba

MİNİBÜS SEVDAM 6



Bakmayın minibüs sevdam dediğime. Üzgünüm, onun da tadı kaçtı.Dün, dönüş yolunda yaşadığım olayların etkisinden halâ kurtulabilmiş değilim. Nereden başlasam da nasıl anlatsam. Yine de duygularımı size bire bir yansıtmam mümkün değil.

Kulağımda kalan son şarkının nağmelerini içimden tekrar ederek koro çalışmamızdan dönüyordum. Bindiğim minibüs her zamanki gibi kısa zamanda doluverdi. Önümde cici mi cici bir genç kız duruyordu. Ayaktaydı ve düşmemek üzere tutunduğu demire gözüm iliştiğinde küçücük eli dikkatimi çekti. Ne kadar hoş, narin bir genç kız dedim kendi kendime.

Güzelim hanım kızımızın narin bedeniyle ters orantılı bir de sesi varmış meğer. Bir süre yol aldıktan sonra cici kızımız aniden gürledi. Halâ alışamadığım kulaklıklı cep telefonu sistemiyle, kime söylediği belli olmayan bir hitapla kükrüyordu. YANINDA KİM VAR ve hemen ardından AĞIZINA... diye başlayan, başıma püskürttüğü tükrüklere karışmış küfürün ardı arkası kesilmiyordu. Bilseydim şemsiyemi açardım. O anki hayal kırıklığımı ve üzüntümü anlatamam. Keşke gençlerimiz bu kadar kirlenmeseydi. :-((

Henüz kendimi toparlamaya çalışıyordum ki yol boyunca dizilmiş itfaiye araçları, yeni bir sıkıntının habercisi gibiydi. Minibüsümüz yavaşlarken, yolcuların çığlıkları bu kez gözlerimi onların baktığı yere yönlendirdi. Manzara gerçekten dehşet vericiydi: Otoban yolun üzerindeki üst geçidin korkuluklarında kendini yola atmaya çalışan bir erkek silueti. Ayaklarının boşlukta sallandığını gördüm ve keşke görmez olaydım.

Bu nasıl bir gündü ya. :-((



Sağlık ve huzur dileklerimle.




2 yorum:

  1. Aaa yoruma açılmış...
    Bunları kahvede konuştuk bu gün. Yoruma açık görünce sevincik oldum da ondan yazdım
    :)))

    YanıtlaSil
  2. Selam Ninom,

    Dayanamadım buraya da yazdım. :-((

    YanıtlaSil